T.C. Sağlık Bakanlığı
İstanbul Haseki Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Tarihçemiz


Yaklaşık beş yüzyıldır sağlık hizmeti sunan ve yeni açılan Sultangazi Yerleşkesindeki modern binasıyla da halkımızın ve tıbbın hizmetinde olan kurumumuz tarihte zaman zaman farklı isimlerle anılmıştır.

 

Kadın Şefkatinin Sembolü Haseki Darüşşifası:

Kadınlarımız tarih boyunca yaptıkları darüşşifalar (hastaneler) ve sosyal yardım kurumlarıyla hastalara ve düşkünlere yardım etmişlerdir. Bunlardan biri de Kanuni Sultan Süleyman'ın Hasekisi, II. Selim'in annesi "Hürrem Şah" yani "Haseki Sultan’dır. Haseki Sultan, bugün Haseki Hastanesi'nin bulunduğu Avratpazarı mevkiinde, Mimar Sinan'a cami, medrese, imaret, sıbyan mektebi ve darüşşifa ihtiva eden bir külliye inşaa ettirdi. Haseki Külliyesi'nin şöhreti semtin adını aşınca bölge "Haseki" adıyla anılmaya başlandı.

        

Haseki Sultan Darüşşifası' nın inşaatı 1550 yılında tamamlandı. Zaman içinde değişen fonksiyonuna uygun olarak isim değiştirdi. 1551 tarihli vakfiyesinde; darüşşifanın genel bir tedavi kurumu olduğu açıkça belirtilir. Vakfiyede sağlık personeli olarak; iki doktor, bir kehhal (göz hekimi), bir cerrah, bir eczacı, dört hastabakıcı ile iki hizmetli öngörülmektedir. Vakıf koşullarına göre, idari ve yardımcı görevliler ile birlikte darüşşifada çalışanların sayısı 28’dir ve bu sayı zamanla artmıştır.

 

Darüşşifa, 1843 yılında kadınlara tahsis edildi. Bu tarihten sonra kimsesiz, bakıma muhtaç, evsiz barksız hasta ve çaresiz kadınları tedavi eden bir kadın hastanesi oldu.

 

1869'da Zaptiye Müşirliği'nin yönetimine geçti ve "Nisa Tevkifhanesi" adını aldı. Artık halk arasında "Haseki Zindanı" adıyla tanınıyordu. Bir ara tevkifhanenin iki koğuşu boşaltılıp otuz yataklı bir hastane haline getirildi ve hasta tutuklu kadınlara ayrıldı. Resmi yazışmalarda, “Haseki Tevfikhanesi’nde Bulunan Nisa Hastanesi" adı kullanılıyordu. Zaptiye Müşirliği'ne bağlı olduğu yıllarda yatan hastalar, zaptiye hekimleri tarafından tedavi ediliyor ve zaman zaman da dışarıdan başvuran kadın hastalara poliklinik hizmeti veriliyordu. Bir odasında muhtaç aceze kadınlar barınıyor; diğer bir odası ise kadın tutukevi olarak kullanılıyordu. Bu dönemde, hekimler başka görevleri nedeniyle hastaneye 10-15 günde bir gelebildikleri için düzenli tedavi yapamıyordu. İlk olarak 1871 yılında bir eczacı ile Dr. Kiyako, 1872 yılında da ikinci bir hekim daimi statüde görevlendirildi.

 

 Mart 1880'de hastanenin yönetimi Şehremaneti'ne (belediye) geçti. Hastalar ile mahkum kadınlar, Sultanahmet'te yeni yaptırılan Nisa Tevkifhanesi'ne nakledildi. Bakımsızlıktan harabeye dönmüş olan Darüşşifaya da düşkünler kabul edilmeye başlandı.

 

Şehremaneti 1884 yılında Moralı Ali Şefik Bey' in konağını satın alıp onardı. Böylece 1885'te yatak kapasitesi 100'e yükseldi. Bir süre sonra eski bir bina olan bu konak da ihtiyaca cevap veremez oldu ve 1889'da yıktırıldı. Yanındaki Salih Paşa Konağı'nın bahçesinden bir bölüm istimlak edildi. Bu arsa üzerinde Mimar Patrocle  Kompanaki'nin planına göre o yıllarda Avrupa' da çok revaçta olan pavyon sisteminde modern bir hastane yapılmaya başlandı. Plana göre hastanede on iki  ahşap koğuş, ameliyathane, sterilizasyon odası, iki katlı memurlar dairesi ile bir aceze (düşkünler) pavyonu yer alacaktı. Ocak 1891'de, dahiliye ve hariciye pavyonlarıyla, ameliyathane, memurlar dairesi ve bazı müştemilat hizmete girdi. Son derece modern olan ameliyathanesi, sterilizasyona çok uygun bir şekilde tavanı kubbeli olarak inşa edildi, yağlıboya ile boyandı, duvarları da camla kaplandı. Yurdumuzda asepsi ve antisepsi ilk kez burada uygulandı. Yatak sayısı 200’ çıktı ve 1893 yılında pavyonlara hasta kabul edilmeye başlandı. 1894’te meydana gelen büyük depremde darüşşifa binası büyük hasar görünce boşaltıldı.

 

Hastane, 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra belediyeye bağlı olarak kurulan Müessesat-ıHayriye-i Sıhhiyye Müdüriyeti'ne bağlandı. Burada barınan düşkünler ile sakatlar Darülaceze'ye nakledildi. Böylece yatak sayısı 250'ye yükseltildi. Sulu Konak arası hastaneye dahil edilerek cadde üzerindeki mutfak poliklinik haline getirildi. Arka tarafta da büyük bir mutfak ve müstahdem lojmanı yapıldı.

 

1910'da ahşap pavyonlar, 1911-1913 yıllarında da boş olan Darüşşifa binası onarıldı. Tarihi darüşşifa binası "Haseki Meccanın Müşahedehanesi" adıyla akıl hastalarının gözlem ve tecriti için kullanılmaya başlandı.

 

1911 yılında temeli atılan Nurettin Bey Pavyonu araya giren Balkan ve 1. Dünya Savaşları nedeniyle tamamlanamadı; ancak 1924 yılında hizmete girebildi. Elli yataklı bu pavyon ile yatak sayısı üç yüze yükseldi. 1918'de çıkan bir yangın tarihi Darüşşifa binasını yeniden harabeye çevirdi. Dönemin Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar'ın gayretleriyle 1946'da onarıma alındı, 1948 yılında yeniden faaliyete geçirildi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında hastanenin adı "Türkiye Cumhuriyeti İstanbul Şehremaneti HasekiNisa Hastanesi"; 1930'larda ise "Haseki Kadınlar Hastanesi" oldu. 1933 Üniversite Reformu'nda, Haydarpaşa' da bulunan Tıp Fakültesi İstanbul yakasına nakledilince fakültenin kadın-doğum, tedavi ve farmakoloji ile 2.Hariciye Klinikleri Haseki Hastanesi'ne yerleştirildi. Müstahdem lojmanı yıkılarak yerine iki yüz kişilik bir amfi yapıldı. Kısa süre sonra üst katına bir kat eklenerek 1935'te otuz beş yataklı Septik Doğum Servisi açıldı. Kadın-Doğum Kliniği’nin buradan 1967'de Cerrahpaşa'ya taşınıncaya kadar yaptığı çalışmalar hastaneye bir doğum hastanesi görünümünü kazandırdı.

 

İstanbul'da 1951 yılında uygulamaya konulan Klakson Yasağının anlaşılması için ( Fahrettin Kerim Gökay'ın vali ve belediye reisi olduğu 1952 yılında) hastane bahçesinde yapımına başlanan bir binaya sembolik olarak "Klakson Yasağı Pavyonu" adı verildi. İnşaat belediyeden sağlanan ödeneğe eklenen bağışlarla kısa sürede tamamlandı. Klakson Yasağı Pavyonu 23 Kasım 1953 günü törenle hizmete girdi. 1962 yılında bu pavyonun üzerine altmış yataklı ikinci bir kat çıkıldı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın-Doğum Kliniği 1967 yılında Cerrahpaşa' ya taşınınca çevre halkına hizmet etmek amacıyla burada yeni bir Kadın-Doğum Kliniği açıldı.

 

Hastane bünyesinde 1965 yılında Fizik-Tedavi ve Rehabilitasyon, Elektro-ensefalografi ve Miyelografi Merkezi ve 1968 yılında Psikoloji Laboratuvarı kuruldu. 1972 yılında NureddinBey Pavyonu faaliyete geçti. Darüşşifa binası 1946 yılında onarılarak Haseki Hastanesi'nin polikliniği olarak yeniden kullanıma girdi.

 

Vakıflar İdaresi'ne bağlı olan Haseki Külliyesi 1963 yılında genel onarıma alındı. Çalışmalar tamamlandıktan sonra Darüşşifa Binası 1974 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kiralanarak dini eğitim kurslarına tahsis edildi. 1994 yılında imzalanan protokolle Sağlık Bakanlığı’na devredilen Haseki Hastanesi, eğitim hastanesine dönüştürüldü. 1998 yılında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi adını alarak faaliyetlerini sürdürdü.

 

2006 yılının başında açılan ek hizmet binasının temeli, Op.Dr.Alaattin Yavaşça’nın Başhekimliği döneminde 1985 yılında  atıldı. Uzun süre kaba inşaat olarak bekleyen proje, Op.Dr.Haldun Ertürk’ün Başhekimliği döneminde yeniden canlandırıldı. Gerekli protokollerin imzalanması ve İl Özel İdaresi’nden gerekli ödeneğin sağlanmasından sonra.2004 yılında  ihale edildi ve kısa sürede bugünkü halini aldı. Bu binaya Ortopedi ve Travmatoloji, KBB, Beyin Cerrahisi, Göz, Üroloji, Genel Cerrahi Klinikleri yerleştirildi. Ek hizmet binasında; 114 (banyo, tuvalet, telefon ve televizyonlu)  hasta odası, 206 hasta yatağı, 14 salondan oluşan Ameliyathane, 16 yataklı Yoğun Bakım ve Reanimasyon Ünitesi, Biyokimya, Klinik Biyokimya ve Mikrobiyoloji Laboratuvarları, Sterilizasyon Ünitesi, otomatik ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemi yer aldı.

 

 2012 yılının başında Kızılay Poliklinik Binası hizmete açıldı. Böylece yeni ve modern poliklinik binası ile birlikte hizmet kapasitesi arttırarak sunulan sağlık hizmeti bir adım daha ileri taşınmış oldu.

 

 2019 yılında da açılışı yapılan ve 3 bloktan oluşan 169345 m2 kapalı alana sahip Sultangazi Haseki Binamızda toplam 700 tescilli hasta yatağı ve 180 Yoğun Bakım yatağı yer almaktadır. Yatarak sağlık hizmetlerinin tümü sadece bu yerleşkemizdeki binamızda verilmektedir. Ayaktan sağlık hizmetleri sunumu Sultangazi Binamızda, Fatih Haseki Binamızda ve ek hizmet binalarımızda devam ettirilmektedir.