T.C. Sağlık Bakanlığı
İstanbul Haseki Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

24/03/2021

Dünya Tüberküloz Günü-24 Mart


TÜBERKÜLOZ (VEREM) NEDİR?

İnsanlık tarihi kadar eski bir hastalık olan Verem (Tüberküloz), MycobacteriumTuberculosis isimli bakterilerden kaynaklanır.Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın günümüzde bile bir tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. Verem hastalığı yani Akciğer Tüberkülozu, havaya salınan mikroskobik damlacıklar yoluyla insandan insana yayılır. Bu salınma aktif tüberküloz formuna sahip ve tüberküloz tedavisine henüz başlamamış bir kişi güldüğünde, hapşırdığında, konuştuğunda, öksürdüğünde, şarkı söylediğinde veya tükürdüğünde gerçekleşebilir. Bir kişinin enfekte olabilmesi için bu salınan mikroplardan sadece birkaçını soluması yeterlidir. Tüberküloz bulaşıcı olmasına rağmen, kolaylıkla yayılan bir hastalık değildir. Bir yabancıdan verem kapmak zordur, daha çok birlikte yaşanılan bir kişiden diğerine geçer. 

Verem vakalarının ve ölümlerin % 95'ten fazlası gelişmekte olan ülkelerde görülür; ancak gelişmiş ülkelerde bir zamanlar nadiren görülen tüberküloz enfeksiyonu, kısmi olarak AIDS'e neden olan virüs olan HIV'in ortaya çıkması nedeniyle 1985 senesinden itibaren tekrar yaygınlaşmaya başlamıştır.

Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin gizli verem hastalığı vardır. Bu insanların verem hastalığı bakterileri tarafından enfekte olduğu; ancak (henüz) hastalığa aktif olarak yakalanmadığı ve hastalığı başkalarına bulaştıramadığı anlamına gelir. Verem hastalığı bakterileri ile enfekte olan kişilerin yaşam boyu % 5 ila 15 arasında verem hastalığına yakalanma riski vardır.

Tanısı konulmamış tüberküloz hastaları en önemli bulaş kaynağıdır. Bu nedenle tüberküloz hastalığından korunmada en etkili yol bulaştırıcı olgulara hızla tanı konulup uygun tedavinin başlanmasıdır. Ülkemizde Tüberküloz Daire Başkanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre; 2017 yılında tüberküloz tanısı alan hasta sayısı 12 bin 46’dır. Son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama % 5 oranında azalma görülüyor. 2005 yılında tüberkülozlu hasta sıklığı 100 bin kişide 29.4 iken; 14.6’ya düşmüş durumda.

Ancak dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye tüberküloz tanısı (5.8 milyon erkek, 3.2 milyon kadın ve 1 milyon çocuk) konuluyor ve 1.2 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle ölüyor. Yaklaşık 1.7 milyon kişi de tüberküloz basili ile enfekte olup hastalık gelişme riski taşıyor.

Toplumda 5 yaş altındaki çocuklar, yaşlılar, HIV enfeksiyonu olan kişiler, bağışıklığı baskılayan tedavi alan kişiler, silikoz, diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, lösemi, lenfoma, baş, boyun ve akciğer kanseri olanlar, ideal vücut ağırlığının %90’ından daha az kiloda olanlar, sigara içenler, ilaç bağımlılığı olanlar ve alkol kullananlar verem hastalığı için riskli grup içerisine giriyorlar.

Tüberkülozun en erken ve en sık belirtisi 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik, balgam çıkarma, kan tükürme, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısıdır. İki-üç hafta veya daha uzun süreli öksürük şikayeti olan herkes en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

TÜBERKÜLOZDAN KORUNMA YOLLARI

Tüberküloz hastalığından korunmada en etkili yol, erken teşhis ve başarılı tedavidir. Sabun ve su ile en az 20 saniye olmak üzere eller sık sık yıkanmalı. Asla sigara içmemeli, içirilmemeli ve sigara içenin yanında durulmamalı. Bulunulan ortam sıkça havalandırılmalı. Dengeli ve düzenli beslenilmeli. Verem hastaları ilaçlarını zamanında, düzenli ve yeterli süre kullanmalı. Hastanın bulunduğu odanın güneş görmesi de ortamdaki tüberküloz basillerini öldürmektedir. En azından bulaşıcılık kalkana kadar hastalar ayrı bir odada kalmalıdır. Öksürme ve hapşırma sırasında ağız mendille kapatılmalıdır.

Verem tedavisinde kullanılan ilaçlar oldukça etkilidir. Tedavisi başlanan hastaların bulaştırıcılıklarının 2-3 haftalık bir sürede sona ermesi sağlanıyor.
 Diğer bir korunma yöntemi de BCG aşısı uygulamasıdır. Bu aşı, gelişecek hastalığı önlemekten çok;  tüberkülozun ağır ve ölümcül (miliyer-kan yoluyla yayılan, menenjit gibi) formlarının oluşmasına karşı korunma sağlıyor. Ülkemizde BCG aşısı hayat boyu sadece bir kez, doğumdan sonra ikinci ayını bitiren bebeklere yapılıyor.

 Tüberkülozdan korunma, koruyucu ilaç tedavisini de içeriyor. Koruyucu tedavi mikrop çıkaran tüberküloz hastası ile aynı evde yaşayanlara, tüberküloz basili ile enfekte olanlara ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere tüberküloz hastası olmamaları için uygulanıyor.
 Koruyucu tedavi çalışmaları ülkemizde ücretsiz olarak Verem Savaşı Dispanserleri tarafından yürütülüyor. Koruyucu tedavide genellikle izoniyazid kullanılıyor ve tedavi süresi en az 6 ay sürüyor. İzoniyazid kullanamayan hastalarda koruyucu tedavi rifampisin ile 4 ay süreyle yapılıyor.

 Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür. Bu nedenle hastalar ve hasta temaslıları bulundukları ortamları sık sık havalandırmalı ve güneş alan odaları kullanmalıdır.

Öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu oldukça kolay bir şekilde bulaşabildiğinden tüberkülozun her dönemde önemli bir sağlık sorunudur.

Koronavirus salgını nedeniyle zor günler yaşadığımız bu günlerde, benzer hijyen tedbirleri ile kendimizi, sevdiklerimizi ve çevremizi bulaşıcı hastalıklardan koruyabiliriz. Bu tedbirleri uygulamak tüberküloz hastalığı bulaşını da önleme konusunda ciddi bir sorumluluktur. Kararlı devlet politikalarına devam edilmelidir.

COVID-19 ve TÜBERKÜLOZ

Tüberküloz hava yolu ile bulaşan hastalıktır, yani Tüberküloz basilleri solunduğunda insanlarda enfeksiyona neden olurlar. Tüberküloz basilleri 6 saate kadar havada kalabilir, ancak konsantrasyonları havanın hareketi ile azalır (açık pencereler, iyi havalandırılmış alanlar), ve onları doğrudan güneş ışığına maruz kalma onları öldürebilir. Tüberküloz basillerinin solunması enfeksiyona neden olabilir ve bu nedenle Tüberküloz hastalığı olan biriyle, özellikle öksürük gibi semptomlarla yakın temasta olmak, enfekte olma riskini artıracaktır.

SARS-CoV-2'nin aerosollerle değil damlacıklarla yayıldığı açıktır. Birisi hapşırdığında veya öksürdüğünde, SARS-CoV-2 içeren damlacıklar hemen havaya uçabilir. Damlacık yayılımı enfeksiyonları için bulaşma yolları, hala havadayken solunduğunda veya insanlar bir yüzeye düşen virüs içeren damlacıklarla temas ettiğinde olabilir. Bugüne kadarki kanıtlar, SARS-CoV-2'nin birkaç saat boyunca yüzeylerde hayatta kalabileceğini göstermektedir, bu yüzden enfekte olmuş bir yüzeye dokunduktan sonra virüsü uzaklaştırmak için el yıkamanın önemi üzerine odaklanılmıştır. Bu nedenle  insanlar yüzlerine, özellikle de vücuda giriş noktası olarak hizmet edebilecek ağız, burun ve gözlerine dokunmayı sınırlamalıdır.

Bir kişi Tüberküloz basilini soluduğunda, Tüberküloz enfeksiyonu ve hastalığı geliştirme riskini etkileyebilecek birçok değişken vardır. Bunlar:

-Yaş (bebek veya küçük çocuk, beş yaşından küçük veya yaşlı, 60 yaşından büyük)

-HIV enfeksiyonu veya şiddetli yetersiz beslenme gibi immünsüpresyon

-Diyabet gibi başka hastalıklara sahip olmak

-Sigara içen veya yüksek alkol tüketenler

COVID-19 için hastalık geliştirme riski henüz çok iyi bilinmemektedir; ancak bugüne kadarki kanıtlar, yaşlılığın ve hipertansiyon, diyabet ve koroner kalp hastalığı gibi ek hastalıklara sahip olmanın kötü bir sonuç için önemli risk faktörleri olduğunu göstermektedir. Tüberküloz gibi akciğer hastalığına veya HIV gibi diğer enfeksiyonlara sahip olanların SARS-CoV-2 ile enfekte olması durumunda COVID-19'un şiddetini artıracağı henüz açık değildir; ancak kronik solunum yolu hastalığına sahip olmanın COVID ile kötü gidişat için riski artırdığına dair kanıtlar artmaktadır.

Hem COVID-19 hem de Tüberküloz solunum semptomlarına neden olur.(Öksürük ve nefes darlığı ve  her ikisi de ayrıca ateş ve halsizliğe neden olabilir.) En büyük farklılıklardan biri başlangıçhızıdır. Tüberküloz semptomları, enfeksiyondan hemen semptomların birkaç gün içinde ortaya çıkabileceği COVID-19'un aksine ancak, genellikle haftalar veya daha uzun bir süre boyunca kademeli olarak başlar.

Tüberkülozda genellikle bir kişide bakteri bulunmasına rağmen kişinin hasta olmadığı ve başkalarına da bulaştırıcı olunmayan bir dönem vardır. Kişinin gelecekte Tüberküloz hastalığı olma potansiyeline sahip olduğu bu döneme sessiz Tüberküloz enfeksiyonu (bazen gizli TB olarak adlandırılır) denir. Bu nedenle, Tüberküloz bakterilerine maruz kalan bir kişi ya haftalar içinde hastalanabilir (muhtemelen zayıflamış bir bağışıklık sistemi nedeniyle) ya bağışıklık sistemi zayıfladığında ve artık hastalıkla mücadele edemediğinde bakterileri taşıdıktan yıllar sonra hastalanır veya enfekte olmasına rağmen ömür boyu hasta olmaz.

COVID-19'a benzer hafif semptomlar yaşıyorsanız, Tüberkülozu tamamen iyileştirmek için Tüberküloz tedavinizi sürdürmeye devam etmeniz önemlidir. Şu anda Tüberküloz ilaçlarının COVID-19 geliştirme riskinizi artırdığına dair bir kanıt yoktur.

COVID-19 çok yeni olduğu için, daha önce Tüberküloz öyküsü olanların daha kötü sonuçlar alma riskinin daha yüksek olup olmadığına dair veri bulunmamaktadır. Bununla birlikte; COVID-19 akciğerleri etkiler ve bildiğimiz gibi Tüberküloz hastalığını takiben akciğerlerde genellikle bir miktar hasar kalabilir ve bu da sizin daha ciddi COVID-19 belirtilerini geliştirme riskini artırabilir.

Tüberküloz olan ya da geçirmiş olan kişiler, özellikle akciğer ameliyatı gerektiren veya Tüberküloz sonrası akciğer hastalığı teşhisi konmuş kişiler, yüksek riskli ortamlara maruz kalmalarını sınırlamayı düşünmelidir:

 Tüberküloz olan kişilerin COVID-19 riskini azaltmak için alınması gereken önlemler:

-“Ters karantina” ile sosyal mesafe: Evde kalınmalı ve insanlarla mümkün olduğunca temastan kaçınılmalı.
-
Eller sık sık sabun ve su ile yıkanmalı.
-
Yüz, burun ve gözlere yıkanmamış ellerle dokunulmama
-Hasta olanlarla yakın temastan kaçınılmalı.
-
Tüberküloz tedavisine kesinlikle uyulmalı, aksatılmamalı.
-Hastane ziyaretlerinden mümkün olduğunca kaçınılmalı ve doktor / hemşire / sağlık kuruluşlarıyla telefonla iletişim halinde olunmalı.
-
Mutlaka maske kullanılmalı ve hijyeni korumaya daha fazla özen gösterilmeli (ellerin ve kullanılan yüzeylerin dezenfeksiyonu, kullanılmış eşya ve diğer dokuların uygun şekilde atılması vb. gibi).

Tüberküloz Programları Şunları Yapmalıdır:

·      Tüberkülozdan etkilenen kişilerle ve sanal iletişim araçlarını kullanan tüm paydaşlarla doğru iletişim sağlanmalı.

·      Tüberküloz tedavisi gören kişilerin evlerinde, kullandıkları Tüberküloz ilaçlarının birkaç aylık mevcutlarını bulundurmaları önerilir.

·      Yerel şartlara göre uygun dijital uyum / destek araçlarını kullanılmasını sağlanmalı.

·      Tüberkülozlu kişilerin gerekli psiko-sosyal, beslenme, ekonomik destek almasını sağlanmalı.

·      Tüberküloz bakım sağlayıcılarının iyi bilgilendirildiğinden emin olunmalı ve gerekli kişisel koruma ekipmanlar kullanınılmalı.

·       İlaç yan etkileri uzaktan izlenmeli ve hastane ziyaretlerinin en aza indirilmesi için gerekli sistemlerin mevcut olduğundan emin olunmalı.

·       Karantina durumlarında erken tedarikle yerel dağıtım ve nakliyeyi dikkatli bir şekilde planlayarak kesintisiz Tüberküloz ilaç tedariki sürdürülmeli

 

Doç.Dr.Gülfidan UZAN

SBÜ Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Göğüs Hastalıkları Uzmanı