T.C. Sağlık Bakanlığı
İstanbul Haseki Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

29/09/2021

21 EYLÜL DÜNYA ALZHEİMER GÜNÜ


Alzheimer Nedir?

Bunama; yerleşmiş, var olan, edinilmiş olan zihnin sonradan yitirilmesi anlamını

taşımaktadır. Sosyal ve iş hayatını etkileyen sinsi ve ilerleyici bir hastalıktır.

Bunamanın birçok tipi vardır. Alzheimer hastalığı bunama vakalarının %50-70'ini oluşturur

ve bunamanın en sık nedenidir. Alzheimer hastalığının sebebi tam olarak bilinmemekle

birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu gözlemlenmiştir. Tüm Alzheimer

hastalığı olgularının %1'inden azı kalıtsal olma özelliği taşır. Genel kabul görmüş risk

faktörleri yaş, kadın cinsiyet ve aile öyküsüdür. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği

gibi bazı kronik hastalıklar, düşük eğitim seviyesi, düşük sosyo-ekonomik düzey, toksik

maddelere maruz kalmak, östrojen eksikliği, menopoz, enfeksiyon, beslenme yetersizlikleri,

vitamin B12 eksikliği, hipotiroidi, inme gibi çok sayıda risk faktörünün de Alzheimer

hastalığının ortaya çıkmasında etkisi olabileceği düşünülmektedir. Alzheimer hastalığı

ilerleyici özürlülük, bağımlılık ve sonunda ölüme neden olur.

Kısa dönemli bellek kaybı Alzheimer hastalığının ana özelliğidir. Bu, günlük yaşantıya yeni

konuların unutulması, soruların tekrarlanması ve randevuların kaçırılması şeklinde yansır.

Bellek bozukluğuna çoğunlukla yemek pişirme, araç sürme ve alışveriş yapma gibi yürütücü

işlev bozuklukları da eşlik eder ve bu günlük yaşam aktivitelerindeki ilerleyici bozulmadan

sorumludur. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte, konuşma bozukluğu, yol bulamama, hesap

yapamama ortaya çıkar. Hafıza ve yürütücü işlevlerdeki bozulmanın yanı sıra, duygu kontrolü

ve çevreye olan ilginin azalması gibi klinik özellikler eklenebilir, düşünce içeriği fakirleşir ve

kişilik değişiklikleri de gelişebilir. Uyku bozuklukları yaşam kalitesini bozan diğer bir bulgu

olarak karşımıza çıkabilir. Alzheimer hastalığının son evresinde hastalar yatağa bağımlı hale

gelir, yatak yarası enfeksiyonları, akciğer embolisi veya enfeksiyonu, üriner enfeksiyon,

beslenme bozuklukları gibi durumların yarattığı olumsuz sonuçlar başlıca ölüm nedenlerini

oluşturur. Ortalama sağ kalım 10 yıldır, ancak 20 yıl yaşayan hastalar da vardır.

Alzheimer hastalığının ilerlemesini durdurmak ya da yavaşlatmak mümkünken hastalığı

tamamen yok etmek mümkün değildir. Koruyucu yaklaşımlar günümüzde ilgi odağı haline

gelmiştir. Koruyucu yaklaşımlardan en önemlisi olan beslenme, Alzheimer hastalığı ile

yakından ilişkilidir. Bugüne kadar yapılmış olan çalışmalarda vitamin ve minerallerin

Alzheimer hastalığı tedavisinde olumlu etkiye sahip olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca yüksek

miktarda sebze, tam tahıl ürünleri, zeytinyağı, kakao, düşük miktarda hayvansal ve doymuş

yağ ve rafine karbonhidrat içermeyen Akdeniz diyetinin Alzheimer hastalığı sıklığını azalttığı

 

belirtilmektedir. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyi, diyabet ve yüksek vücut kitle

indeksi gibi faktörlerin kontrol altında tutulması riski azaltmak için önemlidir. Bunların yanı

sıra sigaranın bırakılması, kaliteli uyku uyumak, düzenli yürüyüş yapmak, zihinsel aktivite

(kitap oluma, bulmaca çözme) riski azaltmada etkilidir. İşitme kaybı, depresyon gibi sağlık

sorunları var ise mutlaka tedavi edilmelidir. Asetikolinesteraz inhibitörleri ve NMDA reseptör

antagonisti, günümüzde kanıta dayalı tıp bilgisiyle Alzheimer hastalığı tedavisinde etkileri

gösterilmiş ilaçlardır.

İlerleyen yaş ile birlikte, unutkanlıkları fark edilen, ya da aklı artık daha kolay karışan, ya da

eskiden yaptığı pek çok şeyi artık çok da kolay yapamayan kişilerde bu bulgular bunamanın

bir başlangıcı olabilir. Bu gibi durumlarda "yaşlılıktır" demeyip bir hekime başvurmalıdır.

 

Uz. Dr. Ayla ÇULHA OKTAR

SBÜ Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Nöroloji Kliniği