T.C. Sağlık Bakanlığı
İstanbul Haseki Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü-Uz.Dr.Özlem SELÇUK


11 NİSAN DÜNYA PARKİNSON HASTALIĞI GÜNÜ

Parkinson hastalığı sıklıkla ileri yaşlarda görülen ve ileri evrelerde sakatlığa neden olan bir hastalıktır. Ana patoloji, bazal gangliyonların dejenerasyonudur. Parkinson hastalığında riski artıran faktörler erkek cinsiyet, yaşlılık, çevresel koşullar, travma, damar hastalıkları, aile öyküsü ve genetik mutasyonlardır. Klinikte motor ve motor olmayan bulgular görülür ve tedavi yaklaşımı semptomatiktir.

Parkinson hastalığının ana bulguları; istirahat tremoru, hareketlerde yavaşlama, katılık, postür bozuklukları, motor donmalar ve denge kayıplarıdır. Tanı klinik bulgulara bağlı olup, sendromu oluşturan tüm kardinal belirtilerin muayenede dikkatle tespiti gerekir.

Değişik ülke ve ırklarda yapılmış epidemiyolojik çalışmalar hastalık prevalansının genel popülasyonda %0,2-0,3, 55 yaş üzerinde ise %1 civarında olduğunu göstermiştir. Seksenli yaşlarda sıklığı %3-4’e kadar çıkabilir. Görülme sıklığı ilerleyen yaşla artmakla birlikte genç yaşlarda da başlayabilir. Tüm hastaların %5’i 40 yaşın altındadır.

Türkiye’de yüz elli bin civarında Parkinson hastası vardır ve artan yaşlı nüfusa bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının ilerleyen zamanlarda artacağı öngörülmektedir. Parkinson hastalığı, var olan tedavilerle semptomların iyileştirilebildiği ve hastanın yaşamını daha az engeller hale getirilebildiği tek nörodejeneratif hastalıktır. Parkinsonda erken tedavinin hastalığın ilerlemesini geciktirmeye yardımcı olduğu ve kaliteli yaşam süresini uzattığı yönünde bilgiler mevcuttur. Bu nedenle toplumsal farkındalık ve bilinçlenme yaratmak adına her yıl 11 Nisan tarihi tüm dünyada “Dünya Parkinson Hastalığı Günü” olarak ilan edilmiştir

Parkinson hastalığı sadece beyine lokalize bir hastalık değildir. Hastalığa sebep olan patoloji öncelikle enterik sinir sistemi, alt beyin sapı ve koku yollarında ortaya çıkar. Koku duyusu kaybı veya azalması, uyku bozuklukları ve kabızlık hastalığın erken belirtisi olabilir. Ancak hafif başlayan ve sinsi seyreden bu bulgular çoğu zaman kişiyi çok da rahatsız etmez ve genellikle motor semptomlarla sağlık merkezlerine başvuruda bulunulur.

Parkinson hastalığının tedavisinde sıklıkla oral olarak alınan levodopa içeren preparatlar ya da dopamin agonistleri kullanılır. İlaç seçimi hastanın kliniğine, ek hastalıkların varlığına, yaşına ve kognitif durumuna göre değişebilmektedir. İleri evre hastalıkta ve/veya ilaç yan etkisi gibi durumlarda uygun özellikleri taşıyan hastalarda farklı yöntemlerle uygulanan ilaçlar ve cerrahi tedaviler önerilebilir. Bunlar apomorfin infüzyonu veya enjeksiyonu, derin beyin stimülasyonu (pil), ya da levodopa-karbidopa intestinal jel tedavisini içerir.Kök hücre nakilleri, gen tedavileri, aşı çalışmaları henüz araştırma aşamasındadır.

Hastalığı tamamen iyileştirici, kesin bir tedavisinin henüz bulunmamasına karşın, günümüzde uygulanan tedavilerle hastalık belirtilerini büyük ölçüde düzeltmekte ve birçok hastanın yaşamını aktif bir şekilde sürdürmesini sağlayabilmektedir. Böylece hastaların çoğu düzenli tedaviyle uzun yıllar mutlu olarak yaşarlar.

 Medikal ya da cerrahi tedavi dışında hastaların yaşam kalitesini yükseltmek için hasta ve hastaya bakım verenlerin hareket, denge, konuşma, beslenme ve dayanışma gibi konularda desteklenmesi gerekmektedir. Hastalığın zorluklarını aşmak için hasta, hasta yakını ve sağlık ekibi dayanışması oldukça önemlidir.

Parkinson hastalığında sağlıklı ve dengeli beslenme önerilir.  Yemeklerin zamanı ve içeriğini ayarlamak tedavinin daha etkin olmasını sağlar. Parkinson ilaçları alırken bazı yiyeceklerden ve besin desteklerinden kaçınmak gerekebilir. Proteinler, Levodopa’nın etkisini azaltabilir. Levodopanın etki etmediğini düşündüren durumlarda protein alımının düzenlenmesi önerilir. İlaçları yemekten bir saat önce almak molekülün daha hızlı emilimini sağlar. Dopamin agonistleri  beslenme ayarlamasını gerektirmez. Bakla levodopa içerir ancak baklanın içindeki levodopanın konsantrasyonu bilinmemektedir. Özellikle parkinson ilaçlarıyla beraber bakla yenmesi bazı insanlarda koma dahil olmak üzere alerjik reaksiyona sebep olabilir. Parkinson ilaçları ile birlikte bakla yenmemelidir.Antiasit mide ilaçları ya da demir içeren preparatlarla bir arada alınması, parkinson ilaçlarının emilimini etkileyebilir.

Hastalarda sık görülülen kabızlık, sıvı ve lifli gıdaların tüketimini artırarak tedavi edilebilir.

İleri evrelerde yutma problemleri öksürme ve boğazda takılma hissi olarak kendini gösterebilir. Bu durumda dik oturma, küçük lokmalarla yavaş yeme, gerekirse kıvam arttırıcı tozlar önerilir.

Sabahları olan tansiyon oynamaları ve baş dönmeleri tansiyon ilaçlarının öğlene doğru alınması ile giderilebilir. Tansiyon düşüklüğünü sabah içilen türk kahvesi dengeleyebilir.

Parkinson hastalığında hareket etmek ve egzersiz yapmak tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Düzenli egzersizler ilk evreden itibaren önerilir. Ancak hastalık ilerledikçe ve denge, postür bozukluğu gelişince fizyoterapi desteği ilaç kadar önemlidir.

Parkinson hastalarına bakmakla yükümlü kişilerin depresyon, anksiyete bozukluğu, fiziksel hastalıklar, sosyal hayata katılmada, diğer insanlarla ilişki kurmada zorluklar, ekonomik sıkıntılar ve iş hayatında güçlükler yaşadığı bilinmektedir. Hastanın bakımından sorumlu olan kişilerin çok ağır bir yük altında olduğu akıldan çıkarılmamalı, sadece hastanın değil hasta yakının da desteğe ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.

Özetle; titreme, yavaşlama, yürürken kolları sallamama, konuşmada jest ve mimiklerin kaybı monoton konuşma, vücut duruşunun öne eğik şekil alması, ağızdan salya sızması, yutkunma güçlüğü halsizlik, yorgunluk, ruhsal çöküntü hali (depresyon), nedensiz sıkıntılar, kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi, ağrı, kas spazmları benzeri yakınmalarınız varsa mutlaka bir Nöroloji Uzmanına başvurmanız hastalığın erken tanınmasında ve erken tedavinin başlanmasında oldukça önemlidir.

 

Uz.Dr. Özlem SELÇUK

Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Nöroloji Kliniği

.